Basılmamış bir ilk sayı için önsöz
Farkındayız. Yaptığımız iş hiçkimsenin hayatını derinden etkilemeyecek, tarihin akışına en ufak bir etkide bulunmayacak. Yine de bizden çok önceki nesillerden bize geçen bir alışkanlıkla, uğraşmaya devam ediyoruz. Alışkanlıklar çoğu zaman, bir evrimsel terim olarak, ‘ilerleme’nin önünde durmaz. Ama öldürmeyi hak olarak gören bir hukuk anlayışı, tam olarak bir cinayetten ibarettir.
Dünyamızın Hayat Hikayesi

Tonio Kröger 2, Koçtaş’a gidiyor, evini çok seviyor. Orada, ahşap yer karosuna basmak istiyor. Bahçe çitlerine bakıyor. Bahçe kenarlığı. Tuğla dokulu kiremit. Sınır çitlerini sevemiyor. Çatısı yok, çatı penceresi var. Planyalanmış kerestelere anlam veremiyor. Planyalanmak. Duvar panellerine dokunuyor. Yumuşak, çok yumuşak. PVC camlı katlanır kapıyı açıyor. Büyük herbaryumlar. Afrika cevizinden bir çelik kapı. Onu açamıyor. İtalyan cevizinden yapılma şu rafa, unutulmuş, mahvedilmiş bir hayal gibi yerleştirilmeyi arzu ediyor. Ne konsollar ama. Ne konsollar. Burgulu. Masif. Neşeli, puanlı bir abajur görüyor. Onu seviyor. Birkaç dakika mutlu oluyor. (Tonio 2, hatırlar: Aşti’deki delikli, metal banklar. O banklarda uyuyan insanlar. Tonio 2 de onlardan biridir. Aşti, Ankara’daki otobüs terminalidir.)
Duyunov maymadır

Devrimci ne demektir. Elektrikçi mesela elektrik tamiri yapar, tüpçü tüp takar, sütçü süt sağar filan ama bu ‘devrimci’ elemanlar devrim mi yapıyor durmadan. Yoldaş ne demektir, yol mu inşa ediyorlar. YSE’de filan çalışıyorlar sanırım. Bu -cı, -ci , -ist ekleri nedir. Bir insan kendine herhangibir-ist ya da herhangibir-ci dediğinde bu sözle bir anda oluveriyor galiba. Anarşist ya da islamcı mesela. Bir insan bunlar olunca ne oluyor. Kulakları filan mı uzuyor. Birşeyler bir şeyler bir şeyler oluyor di mi. Bu şeyler külliyen iyi ya da kötü olsun, bir anda bunların tamamına mı şarj olunuyor. Nerede bunların hayat kabloları. Hangisini kesince havalara uçuyoruz. Sanırım elbette bir anda olmuyor. Ama nedir bu sondan eklemeli dilden çektiğimiz, gözümüze soktukları, nedir bu insanın içindeki solucan, nedir bu üç köfte beş kuruş,
Allah rızası için bi cevap.
1910′dan 1936′ya

Kaynak: Mehmet Behçet Yazar, Genç Şairlerimiz ve Eserleri, 1936, İstanbul, Ahmet Sait Matbaası.
Mehmet Behçet Yazar, Cemal Süreya’nın edebiyat öğretmeniymiş. Cemal Süreya’nın günlüğünde okumuştum.
Şu kitaptaki listeyi buraya geçireyim de Modem Danimarka Şiiri’ne bir faydam olsun.
Kahrolsun bütün listeler.
1936′dan bir liste. Kitaptaki imlaya bütünüyle sadık kaldım:
Emniyet Kemer Müdürlüğü

Yapmanız gereken çok basit, C, C++, C Sharp, ASM, SQL, .NET, MYsql ya da herhangi başka bir dil kullanarak yazacağınız programla aşağıdaki linkten erişeceğiniz metin parçasında ‘kura’ sözcüğünü ’31′ ile değiştireceksiniz, çok eğleneceksiniz, bu sizin bitirme projeniz olacak, bu kadar basit.
Yavru Kaplumbağaların Kabuklarından Elde Edilen Pullarla Süslenmiş Döşeme Eşyası

Yavru kaplumbağaların kabuklarından elde edilen pullarla süslenmiş döşeme eşyası.
Yavru rüyaların ölümlerinden elde edilen paralarla süslenmiş dünya eşrafı.
YAZ
YOR
- Denge Esenterk on füzyonlarda
- Nazmi Cihan Beken on şey.wmv
- Denge Esenterk on şey.wmv
- Münir Y. on babadan oğula nesil bunlar…
- Polat Onat on 1910′dan 1936′ya









