14/02/2012
Denge Esenterk

Basılmamış bir ilk sayı için önsöz

Farkındayız. Yaptığımız iş hiçkimsenin hayatını derinden etkilemeyecek, tarihin akışına en ufak bir etkide bulunmayacak. Yine de bizden çok önceki nesillerden bize geçen bir alışkanlıkla, uğraşmaya devam ediyoruz. Alışkanlıklar çoğu zaman, bir evrimsel terim olarak, ‘ilerleme’nin önünde durmaz. Ama öldürmeyi hak olarak gören bir hukuk anlayışı, tam olarak bir cinayetten ibarettir.

Devam »

12/02/2012
Münir Y.

füzyonlarda

 

Devam »

05/02/2012
Münir Y.

şey.wmv

Devam »

26/01/2012
Nazmi Cihan Beken

Dünyamızın Hayat Hikayesi 

Tonio Kröger 2, Koçtaş’a gidiyor, evini çok seviyor. Orada, ahşap yer karosuna basmak istiyor. Bahçe çitlerine bakıyor. Bahçe kenarlığı. Tuğla dokulu kiremit.  Sınır çitlerini sevemiyor. Çatısı yok, çatı penceresi var. Planyalanmış kerestelere anlam veremiyor. Planyalanmak. Duvar panellerine dokunuyor. Yumuşak, çok yumuşak. PVC camlı katlanır kapıyı açıyor. Büyük herbaryumlar. Afrika cevizinden bir çelik kapı. Onu açamıyor. İtalyan cevizinden yapılma şu rafa, unutulmuş, mahvedilmiş bir hayal gibi yerleştirilmeyi arzu ediyor. Ne konsollar ama. Ne konsollar. Burgulu. Masif. Neşeli, puanlı bir abajur görüyor. Onu seviyor. Birkaç dakika mutlu oluyor. (Tonio 2, hatırlar: Aşti’deki delikli, metal banklar. O banklarda uyuyan insanlar. Tonio 2 de onlardan biridir. Aşti, Ankara’daki otobüs terminalidir.)

Devam »

14/01/2012
Denge Esenterk

babadan oğula nesil bunlar…

24/12/2011
Münir Y.

Duyunov maymadır

Devrimci ne demektir. Elektrikçi mesela elektrik tamiri yapar, tüpçü tüp takar, sütçü süt sağar filan ama bu ‘devrimci’ elemanlar devrim mi yapıyor durmadan. Yoldaş ne demektir, yol mu inşa ediyorlar. YSE’de filan çalışıyorlar sanırım. Bu -cı, -ci , -ist ekleri nedir. Bir insan kendine herhangibir-ist ya da herhangibir-ci dediğinde bu sözle bir anda oluveriyor galiba. Anarşist ya da islamcı mesela. Bir insan bunlar olunca ne oluyor. Kulakları filan mı uzuyor. Birşeyler bir şeyler bir şeyler oluyor di mi. Bu şeyler külliyen iyi ya da kötü olsun, bir anda bunların tamamına mı şarj olunuyor. Nerede bunların hayat kabloları. Hangisini kesince havalara uçuyoruz. Sanırım elbette bir anda olmuyor. Ama nedir bu sondan eklemeli dilden çektiğimiz, gözümüze soktukları, nedir bu insanın içindeki solucan, nedir bu üç köfte beş kuruş,

Allah rızası için bi cevap.

Devam »

13/12/2011
Nazmi Cihan Beken

1910′dan 1936′ya

Kaynak: Mehmet Behçet Yazar, Genç Şairlerimiz ve Eserleri, 1936, İstanbul, Ahmet Sait Matbaası.

Mehmet Behçet Yazar, Cemal Süreya’nın edebiyat öğretmeniymiş. Cemal Süreya’nın günlüğünde okumuştum.

Şu kitaptaki listeyi buraya geçireyim de Modem Danimarka Şiiri’ne bir faydam olsun.

Kahrolsun bütün listeler.

1936′dan bir liste. Kitaptaki imlaya bütünüyle sadık kaldım:

Devam »

12/12/2011
Münir Y.

Emniyet Kemer Müdürlüğü

Yapmanız gereken çok basit, C, C++, C Sharp, ASM, SQL, .NET, MYsql ya da herhangi başka bir dil kullanarak yazacağınız programla aşağıdaki linkten erişeceğiniz metin parçasında ‘kura’ sözcüğünü ’31′ ile değiştireceksiniz, çok eğleneceksiniz, bu sizin bitirme projeniz olacak, bu kadar basit.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetayV3&ArticleID=1072031&Date=12.12.2011&CategoryID=40

12/12/2011
Barış Çetinkol

Modem Türk Şiiri

08/12/2011
Nazmi Cihan Beken

Yavru Kaplumbağaların Kabuklarından Elde Edilen Pullarla Süslenmiş Döşeme Eşyası

Yavru kaplumbağaların kabuklarından elde edilen pullarla süslenmiş döşeme eşyası.

Eskiden, zanaatçıların en çok beğendiği pul, karet kaplumbağalarının kabuklarından elde edilirmiş. Bu kabuklar, siyah renkli ve sarı veya açık kahverengi benekliymiş. Pul elde etmek için kabuk ilkin kaynar suda yumuşatılırmış;  ardından da bakır kalıplara dökülürmüş. Pul yapımında, XIX. yüzyıldan beri, yüksek basınçta birbirine eklenen yumuşatılmış parçalar da kullanılmaktaymış. Eskiler hayvan kabuklarını ve kabuklardan elde edilen pulları çeşitli işlerde kullanırlarmış. Mesela lir’lerin gövdesi içi boş bir kabukmuş. Vergilius, Ovidius, Juvenal, üzeri hayvan kabuğu pullarıyle süslenmiş döşeme eşyasından söz ederlermiş. Bu usulün Uzakdoğu’da da bilindiği, Avrupa’da XV. yüzyıldan itibaren Portekiz denizcilerinin tanıklıkları dolayısıyle öğrenilmiş. Bundan sonra da Rönesans döneminin ince marangozluğu artık tümüyle bu usulü benimsemiş ve tahtadan yapılmış döşeme eşyası, 1670′e doğru, pul veya (kalay ve bakır gibi) yumuşak bir madenden yapılmış gömme süslerle donatılmağa başlanmış. Bu süsleme tarzı XVIII. yüzyılın sonuna kadar (Jacob, Montigny, Levvaseur gibi) en ünlü ince marangozlar tarafından kullanılmış. Fransa’da İkinci İmparatorluk döneminde aynı süsleme tarzı yeniden geçerli kılınmak istenmiş ama pulları meydana getiren ana maddelerin zamanla pulun biçiminin değişmesine yol açması ahşap üzerine yapılan süslemelerde artık bu maddenin kullanılmaması sonucunu doğurmuş. Bundan dolayı da, Madagaskar’dan, Seychelles adalarından veya Venezuella’dan gelen kabukların kullanım alanı daralmış ve bu kabuklar yalnız küçük yüzeyler halinde, tütün takımı, fırça sapı, pudra kutusu kapağı, tarak ve yelpaze yapımında kullanılmağa başlanmış.

Yavru rüyaların ölümlerinden elde edilen paralarla süslenmiş dünya eşrafı.

Pages:1234»