17/05/2012
Nazmi Cihan Beken

CİHAN TIRTILLARI

Cihan Kırmızıgül’e ve Cihanın Bütün Cihanlarına…

Senin başını kana soktular
Boğdular seni
Soğuk aldım
Ne var ki sana
Dünya gözüyle bakarken
Senin kanayan diş etlerini görmek
Kolay değildi

Uzay haritalarım
Üç düzensiz leke dizisi
Senindi

Işık saptı
En parlak kader
Bir göz aldatmacasına yol açtı

Oysa bu araştırmalar
Daha sönük yıldızlar
Arasında yapılmalıydı

Zayıf ışıklı büyük gök katalogları hazırladın
Hazırlandın
Uzaklık hesapları onların
Uğramadığım değişiklikler
Cetveli düzeltmiştim
Oysa birkaç dakika daha
Sürebilirdin

Düzenli olarak dağılmadan
Bir yıldızınkine
Eşit izler bırakarak
Beş litre suyla
Güneşe yaklaşırken

Uzun devirli gecelerle arıza kayıtları
Bu buharlaşmayı sayamazdın
Yeterli parlaklığa ulaştığın zaman
Daha sonraları
Onların bulunması
Güçlü dürbünlerin söz konusu hızla kırılması

Güneşe en uzak insanlardan biriydim
Bir van der walls katısı

Bu senin kanın
Bunlar onların hesapları
Cüce yıldızlar ve o andaki kırım

Dünyanın yer değiştirdiği günlerde
Ben de adımı değiştirdim
İlk gerçek dünyanın tutulum kutbu
Yeni adım

Hesaplanabileceğimizi
İleri sürdüler
Dünyanın yaşının
Tuzun deniz sularındaki
Yoğunlaşmasına dayanılarak
Hesaplanabileceğini

Gün doğması ile batması arasında
Geçen süreyi
İleri sürdüler
Bize doğru

Hesaplanabileceğimizi
Dünya
Cihan

Yanılmışlardı

Dünya bize eriştiğinde
Yolladığımız ışıklar mercekten geçecekti
Dünyanın gerçekleştiği anı belirleyebilmemiz için
Bir saat gerekliydi
Bir pastanenin kurabiyelerinden birine
Asılmış elips biçimi kazandibi bir saat

Unuttular

Açığa vurduğumuz aksaklıklar

Gök öğlenlerinden geçmiş
Çok güzel güneşler
Yeryüzünün yarım gauss kadar sevdiği
Yalanlar
22 yılda tamamlanamamış
Cihanlar

Fakat şarkılarımızın
Düşman eline
Geçmesini önleyemedim
Yerleşik hayatımın erdemlerine
Yolda da bağlı kaldım

İlk kelimelerim sırasında
Sırf düştüm
Maddi şartlara filan
Sahip olmadık

Küçük kalplerin kullanıldığı yerlerin
Ve paraların arasında yaşayamazdık

15/05/2012
Aras Keser

Bu Çocuklar Neden

KRAVATLI ŞİİR

Yıllar yılı
Getiremedik
İki yakamızı
Bir araya

Sağolasın kravat
Sen getirdin
İki yakamızı
Bir araya…

(Ahmet OTMAN – Beyaz Sevda – 2001)

Devam »

11/05/2012
Liman Mehmetcihat

şehir tiyatroları, dağılın lan.

müfettiş (sınıfa girer): niçin dersleri yıllık plana göre işlemiyorsunuz?

hoca: biz hayatı tarifsiz yaşarız.

 jean baudrillard (sınıfa girer)

 

 

06/05/2012
Uğur Eymirli

Altyazıdan da Şiir, Altyazıdan da Tak Tak

Ben, Sen, O, O (1976)

ve böylece ayrıldım dar bir koridoru uzandım
birinci gün tamamen pencerenin gibi taşıdım
sonra onu kaldırıp ilk duvara kendimi ifade edişim
kıyafetlerimi aniden ve altı sayfa boyunca düzelttim
yerdeki en az 28 olmasını nefesimle ayakta bekledim
biraz zaman ya da soğuk için eldiven yaşanamadan
artık birisi çok uzun süre uzaktan baba bakıyordu

dokuzuncu gün yoldan geçenler bana sesleri sonraları
pencereden birkaç kimseyi de kamyon ranzasıyla acıktığımda
ama memlekette sanırım kış zamanı kasım diye itaat bağırdım
direksiyon simidinde gördüm senin gibi enerjim yüksekten düşüyordu
ilgilenecek biri sanki çocuk o da sanki beni görmek keza o da beni çok
cumartesi ve pazarları dizlerimin gibi hissettiriyordu okunuşu resimleri var
kucağımdan bilemiyorum yoldan saatlerce iki geçmiş olmalıyım

Devam »

02/05/2012
Liman Mehmetcihat

MODERN YAŞAMIN KÖPEĞİ OLANLAR İÇİN BİR KULÜBE GİRMEKTİR

biz lunaparklarda ve internet kafelerdeyiz.  ulan o zaman öbürleri nerde

gece kulübelerine girilen bir tür havla

Çorbacıda baba kız oturan baba eğitime yazdır kızını

 

bayram günü köprüler beleş olur yiğenim

camların içine kol gibi uzanıp beleş oyuncak ayı tutan bu ellerle daha bir

Bir rolan barthes ne diyor  amerikada hiç cinsellik yoook

modern yaşamın en güzel köpeği canlı yayında billur kalkavana tecavüz eden köpektir

helal olsun böyle köpeğe bee

köpeğe övgü  ve soğuktan bir mahsun kırmızıgül ölür ona da övgü.

 

Herkesin herkesle savaşından galip çıkan bir tasma

Çık bakalım az biraz da sabunla o kösnül boynundan

Ben buraya kösnül diyerek ahmet ada akımından çıkardılar beni de

Belliydi zaten  bahçemizdeki tarzan heykeli

 

Ey atalarımız at sırtında

katır katır gülün sonra benim iki çift öküzümü getirin

Katlayarak getirin iki çift öküz

Sonra ben sizi taunusa bindiririm, bitinizi kırarım

Ey atalarımız at sırtında

Bana 1 milyarlık mazot getirin

 

Sezai karakoç  biz de maraş otuyla büyüdük olum

Yeri geldi devletten reklam aldım şiirime :

yaşarken ölenler için topuk aldım izmaritlere basıyor

Seni de unutmadım yengee feneriumdan da seni aldım

haabim de sana hiç bakmamış güzelliğini görememiş

Seni işçi mahmuta yedirmiş liğin lirizmiyle dökülen liraları

Paint terk simgesiyle yeni türkiye lirasının

Kiğılıdan pantol aldığı şık karton poşet için

 

Çakma rauschenberg bedri baykam

Sen bizim aydınlanma kararlılığımızsın. Mehmet ali aydınlar gibisin.

Postmodern sanatı yeyip bitirdiniz beee

 

kordon boyunda  5 liraya tavşan sevdiren amca gibisin

Böyle bir meslek var mı yaa

28/04/2012
Liman Mehmetcihat

GADGET TOPLUMUNDA da bu kadar olunuyor MUHYİDDİN

sen okuma lan bu şiiri. okuma. çık dışarı.

Gorbaçov küstüm senden, mihman deme

Mihman olursun kapına haciz gelse

Kapına haciz gelse ne verirsin

Çorba atoğlu bir iki adamla geliyor onlar

 

re lerinden tanıyorlar oğlum seni beni

Yüz milyon antropologla saldırıyor adam

İstiklal marşısız da olmuyor marşısız ne ya

Paran varsa alırsın paran yoksa internetten bakarsın

 

Alegorik fuck machine mi metabolik suck fashion mı tabii ki akademik muck mission

Görev demek mi eşşek yüküyle bilgiler filan

Bilgi toplumu bittiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii

Devlet niye beleş kitap veriyo hala anlamadınız mı kerizler

 

Bende iskender tipi var muhittin tipi hiç yok :(

Bir berber dükkanım olsa adını pawel brozek koyardım

Hani bir domuzcuk almış, getirmiş, götürmüş, yemiş yalamış

Hani bana demiş en son

En ona benzer bir domuzcuktur alıyor sizi bu mevsimlerde

Domuzcuklar açıyor siz gülen gözde sürmeler

Arzulu bakışlar ve sümüğü koltuğun altına tatlı tatlı sürmeler

 

Polonya öyüyle sovuuuk bir forvetim ben.

 

Bir enis batur kariyerini meyhane köşelerinde harcadım

Şimdi cappuccino içiyorum bim yüzünden

Kendine acıyan değil taşıyan bir nissan kamyonet gelişine

 

Genç odalarını pis bir fare gibi evlerden

Atın böldükü sapsaman ve kus kumların birine ve seni yazmaya dafont.com bile yetmez be gülüm

Temelde yürümek demek olan bir araba gör bile bu üşü

Vuu diye vuu diye vuu diye diye

 

Pazarlamacı karakter yönelimi 1947

Caps lock ile büyüyen ÇOCUKLAR 98 SE

Yemek tarifi gösteren buzdolabı 2011

Sana ne koyarsam mutlu olursun yemek tarifi gösteren buzdolabı

Otel-ül galati’de

 

Otel-ül galati’de bizim gibiler, böyle dürüm dürüm bizim gibiler

+ ayran

Bizi kendi re’lerinden tanımak için kurrrrrt diye ısırdıkları hepdamar

İlçesini böyle gören yunan komutansız bir ilçe

Bizim televizyona gelmesin

 

Aaah kontör kartlarından naah çıkan güzel bornova

bi kadına orospuçocuğu diyebilen herkes benim kardeşimdir

Üllü müllü eklerle yazılan her yer bi de

Evhane tarzı yerler

 

Ve napalım bu kadar olunuyor napalım muhittin

Sahte bir beş lirayla dönüyor bu evin eşşeği

Makasçılar ise bile kesemez bizim trenleri

26/04/2012
Uğur Eymirli

Attila İlhan’ın Eli Kaysaydı

Bundan yıllar yıllar önceydi:

Bir gün -her sabah olduğu gibi- yine aynı pastaneye giden Attila İlhan, Kemalist olmasına uzun yıllar varken bir şiir yazmaya karar verir. Hemen garsonu çağırıp ondan bir çay ister.

Garson çayı getirince, Attila İlhan çayını içmeye koyulur ve bir taraftan da düşünür, düşünür, düşünür. Nihayet çayını bitirdikten sonra alır kalemi eline ve bir şiire başlar:

“Ben sana…”

Tam bu sırada boşları toplamaya gelen garson, yanlışlıkla boş bardaklardan birini Attila İlhan’ın şiir yazan eline doğru düşürür. Özürler eşliğinde bir süre geçer. Attila İlhan yeniden dönüp kağıda baktığında elinin kaymasıyla ortaya çıkan şu dizeyi görür:

Devam »

23/04/2012
Aras Keser

Kudret Sezer Üzerinden Radikal Kitap Denemesi

Bak Cafer kitabın arkasına ne yazmışlar: “Kudret Sezer şiirde sınır tanımayan genç şakirlerimizden…” Heh he (gül efekti) Hay allah yav. Unutmuyorum bir keresinde Ege Üniversitesi 50.Yıl Köşkü’nde yine  “sınır tanımayan” kötülükte bir suluboya sergisi vardı. Murat Göç hocamız-dostumuz da şöyle demişti: “Arascığım kavramsal sanatla saçmalık arasında çok ince bir çizgi var.”  Ama bak yine kitabın arkasına: “Yazdıkları mizahi unsurlar içerse de saçmanın sularında da sessizce geziniyor.” Bunlar ne yuvarlak sözcükler böyle Cafer! Saçma denen şeyin kullanımı nasıl bir “hertaraflılığa” meyletmiş böyle. İki televizyon cümlesi kur. Klişe tespit ettim diye o klişeyi aynen şiire yedir, al sana mizahtan beslenen saçma. E hani bir DADA vardı ne oldu ona?

Devam »

18/04/2012
Aras Keser

Bu Çocuklar Nereden

SANATÇI

Elleri görelim
Elleri
Diyerek çıkıyor sahneye
Şarkıdan önce ilk sözleriyle
Tırnak muayenesi mi var
Kardeşim?
Oku, şarkını türkünü…

Eller havaya
Eller havaya
Ne o, soygun mu var?
Size ne ellerden…

(Ahmet OTMAN – Son Şiirler – 2004)

Devam »

Pages:12345»